Gerçek Sigorta Müşterisi Nerede?

Tahmini Okuma Süresi: 2 dakika

Hiç kendinize sordunuz mu acaba doğru müşteri kitlesine hizmet verme niyetinde miyiz? Ya da doğru müşteriye ulaşmak için algı ve bilgimizi gerçek verilerle konumlandırıyor muyuz? Doğru müşteri, kurumların ve ekiplerin hedefi, odaklı faaliyet ve tabi ki anlamlı fayda…

Daha açık bir ifadeyle sormak gerekirse; her yönü ile anlamlı fayda oluşturmak isteyen sigorta sektörü, doğru müşteri kitlesine yönelik hizmet verme isteğinde mi? Burada özellikle “hizmet verme” ifadesini kullanıyorum çünkü iddiasının içerisinde toplumsal fayda da olan bir sektörün ifadesi sadece pazarlama jargonuna atıfla hedef kitle olmamalı düşüncesindeyim.


Sigortacı tarihten bu yana hep bir ihtiyacın sonucu olarak varlık gösterdi. Mal zarar gördü, devamında yeni zararlara karşı güvence vermek sigortacıya düştü. Can zarar gördü, sigortacı el kaldırıp “güvence bende” dedi. İnsan evladının zaman içerisinde avcı & toplayıcı yaşamdan vazgeçip yerleşik olması ve dolayısla birikim yapması bu konudaki ilk ihtiyacın fitilini yaktı. Ve bu birikimlerin insanlar için bir değer ile eşleşmesi sigortacılığa ivme kazandırdı.

O nedenle yakın tarihteki Londra ve Beyoğlu yangınları, sigorta tarihi derslerinin klasik konusu olmaktan asla çıkmaz. Aslen her değer riski, her risk, risk algısının ve bilincinin gelişimini, gelişen her bilinç ise yeni sigorta ürünlerini oluşturur.

Peki oluştuğunu düşündüğümüz bilinç ile müşteri ve hizmet eşleşmesi doğru yapılabiliyor mu? Yoksa sektör ilk aşamada kolay satış yapabileceğini düşündüğü kitleye dümeni kırıp hep orada var olmaya mı çalışıyor?


2017’de derlenen istatistikler toplumda hali hazırda çalışmakta olan toplumun %43’lük bölümünün sadece %8’inin beyaz yakalı özel sektör çalışanı ve %5’inin de memur olduğunu gösteriyor. Geriye kalan %30’luk bölümü ise işçi, esnaf, serbest meslek sahibi, çiftçi ve diğer gibi kategoriler temsil ediyor.

Sigorta sektöründe var olan; 66 firma ve sahasında bulunan satış temsilcileri, yaklaşık 18.000 acente, aktif 47 bankanın sigorta ile ilgili olan eşlenikliği, 80.000’in üzerinde olduğu düşünülen acente çalışanları ve tabi ki planlamasından uygulamasına, yasasından temsiliyetine kadar tüm kurum ve organizasyonların toplamı düşünüldüğünde ana faaliyetin beyaz yakalılar, memurlar ve kısmen de esnaflar üzerinden kurgulandığını söyleyebiliriz.

İlk anda iş hacminin rahat oluşturulacağı tarafın seçilmesini eleştirmek mümkün değil lakin, sürekliliğin ve kurgunun burada olması acaba sektör için gelecek riski oluşturur mu? Ne dersiniz?

Peki, benim gerçek müşterim nerede?


Kaynak:

KONDA, Türkiye 100 Kişi Olsaydı Araştırması, 2017, https://www.youtube.com/watch?v=o9qxRvM56yw

 

Şahap Tokgöz

Şahap Tokgöz

Yüksek eğitimi Mühendislik ve İşletme alanlarındadır. Profesyonel iş hayatında Satış Uzmanı, İşe Alım Uzmanı, Eğitim Müdürü, İş Geliştirme Yöneticisi olarak çalışmıştır. Halen MB Akademi'de İş Geliştirme Müdürü & Program Lideri olarak çalışmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir