Ocak ayının ilk günlerinde küresel sigorta gündemi, 2026’nın nasıl bir yıl olacağına dair güçlü sinyaller veriyor. Avrupa’da aşırı hava olayları günlük hayatı ve ekonomik faaliyetleri zorlamaya başlarken, reasürans piyasasında artan rekabet fiyatları aşağı çekiyor. Büyük sigorta gruplarının stratejik hamleleri ise büyümeden çok denge, kontrol ve uzun vadeli dayanıklılığın öne çıktığını gösteriyor.
Fırtına Goretti Avrupa’yı Vuruyor: Çoklu Riskler Aynı Anda Sahada
Kuzey Avrupa, hafta sonu etkisini artırması beklenen Fırtına Goretti ile zorlu bir hava olayına hazırlanıyor. Atlantik’te sıcak sulardan soğuk sulara geçişle birlikte derinleşen alçak basınç sistemi, İngiliz Kanalı’na yönelirken kasırga şiddetine varan rüzgârlar, yoğun yağış ve karı aynı anda beraberinde getiriyor. UK Met Office meteorologları, bunun çoklu tehlike barındıran bir olay olduğunu vurguluyor.
En sert etkinin İngiltere’nin güneybatısı, Channel Adaları ve Fransa’nın kuzeyinde görülmesi bekleniyor. Cornwall, Isles of Scilly ve Manche bölgesinde rüzgâr hızlarının saatte 160 kilometreye ulaşabileceği ve bu seviyenin Kategori 2 kasırgaya eşdeğer olduğu belirtiliyor. Fransa’da 20’den fazla departman için, İngiltere’nin orta kesimleri ve Galler’in bazı bölgeleri için de turuncu alarm verildi. Almanya’da kuzey bölgelerde kırmızı uyarılar devreye alınırken, bazı alanlarda 20 santimetreyi aşan kar yağışı öngörülüyor.
Fırtına, zaten Arktik soğukların etkisiyle zorlanan bir bölgeye geliyor. Havacılık ve demiryolu taşımacılığında iptaller artarken, havaalanlarında buzlanma ve personel eksikliği kaynaklı aksaklıklar yaşanıyor. Sigorta perspektifinden bakıldığında Goretti, Avrupa’da kış fırtınalarının giderek daha karmaşık ve zincirleme riskler yarattığını bir kez daha gösteriyor. Rüzgâr, kar, ulaşım kesintileri ve enerji talebi aynı anda devreye girerken, hem hasar frekansı hem de iş kesintisi riskleri açısından sigortacıların tek risk–tek hasar yaklaşımını geride bırakması gereken bir tablo ortaya çıkıyor [1].
Los Angeles Yangınlarında Sigorta Ödemeleri 22,4 Milyar Doları Aştı
Los Angeles ve Güney Kaliforniya’daki büyük orman yangınlarının ardından sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemeler 22,4 milyar doları geçti. Kaliforniya Sigorta Komiseri Ricardo Lara, sigortanın bugüne kadar toplam toparlanma kaynaklarının yaklaşık %80’ini oluşturduğunu açıkladı. Federal, eyalet, yerel yönetimler ve özel kaynaklardan sağlanan ek fonlar ise yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor ve bu tutarın önemli bir kısmı henüz ödenmiş değil.
Toplam 42.121 sigorta talebinin %94’ü tamamen ya da kısmen karşılanmış durumda. Temmuz ayından bu yana sigorta ödemelerinde 2 milyar dolarlık ek artış yaşanması, yeniden inşa sürecinin hızlandığını gösteriyor. Ayrıca, sigorta idaresinin doğrudan müdahalesiyle tüketici şikâyetleri üzerinden 158 milyon doların üzerinde ek ödeme sağlandı. Bu tablo, güçlü düzenleyici denetimin afet sonrası finansal toparlanmada ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak yetkililer, sigortanın tek başına yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Hızlı ve kalıcı bir toparlanma için kamu kaynakları, yerel yönetimler ve sivil toplum desteğinin birlikte çalışması gerekiyor. Kaliforniya örneği, sigortanın afet sonrası ilk ve en büyük ödeme kaynağı olduğunu; fakat uzun vadeli dayanıklılık için kamu politikaları, risk azaltım yatırımları ve sigorta piyasasının sürdürülebilir şekilde genişlemesinin birlikte ele alınması gerektiğini net biçimde gösteriyor [2].
Fitch: Reasürans Piyasasında Rekabet Artıyor, Kârlılık Baskı Altında
Fitch Ratings, 1 Ocak 2026 yenilemelerinin reasürans piyasasında belirgin bir arz fazlasına işaret ettiğini belirtiyor. Geleneksel ve alternatif kaynaklardan gelen yüksek sermaye, alıcı talebinin önüne geçerken fiyatlar genel olarak 2022 seviyelerine geri döndü. Fitch’e göre bu tablo, 2026’da reasürörlerin kâr marjlarını aşağı çekecek.
Yenileme dönemine ilişkin raporlar, özellikle doğal afet teminatları ve retrosesyon tarafında fiyatların kayıpsız sözleşmelerde yüzde 10 ila 20 arasında gerilediğini gösteriyor. 2023 sonrası dönemde sıkılaştırılan teminat koşulları da yavaş yavaş gevşemeye başladı. Reasürörler daha düşük hasar eşiklerinde ve daha sık gerçekleşen riskleri kapsayan sözleşmelere yeniden alan açıyor. Bu gelişmeler, piyasada rekabetin belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor.
Buna rağmen Fitch, sektörün genel dayanıklılığının korunduğunu vurguluyor. Yüksek sermaye yapısı, yatırım gelirlerinin desteği ve geçmiş yıllardaki güçlü fiyatlama, kârlılıktaki düşüşü sınırlıyor. Reasürörlerin 2026’da hızlı büyüme yerine daha seçici bir yaklaşım benimsemesi, veri merkezleri, siber riskler ve özel yapılandırılmış çözümlere odaklanması bekleniyor. Mevcut tablo, piyasanın zayıflamaktan çok daha dengeli ve temkinli bir döneme girdiğini gösteriyor [3].
Alman Diş Hekimleri Emeklilik Fonunda 1,1 Milyar Euroluk Kayıp Yargıya Taşındı
Almanya’da diş hekimlerine ait bir emeklilik fonu olan VZB, özel piyasa yatırımlarında yaşanan yaklaşık 1,1 milyar euroluk kayıp nedeniyle hukuk süreci başlattı. Fon; yatırım danışmanı Apobank, denetim şirketi Forvis Mazars, Berlin Eyalet Yönetimi ve dokuz eski yöneticiye karşı dava açtı. Kayıp, fonun toplam varlıklarının yaklaşık yarısına denk geliyor.
VZB, uzun süreli düşük faiz ortamında getirileri artırmak amacıyla daha karmaşık ve riskli alanlara yöneldiğini, ancak bu yatırımların önemli bölümünün başarısız olduğunu belirtiyor. Oteller, tatil tesisleri, girişim şirketleri ve hatta bir karides çiftliği gibi yatırımlar portföyde yer aldı. Dijital sigorta şirketi Element Insurance AG dahil bazı yatırımların iflas etmesi, yüz milyonlarca euroluk zarara yol açtı. Fon ayrıca teminatsız ve kredi niteliği zayıf bazı borç yatırımlarının mevzuata aykırı olduğunu savunuyor.
Bu dava, Almanya’daki bazı emeklilik fonlarının son yıllarda karşı karşıya kaldığı daha geniş bir soruna işaret ediyor. Düşük faiz döneminde riskin geri plana atılması, faizlerin yükselmesiyle birlikte ciddi değer kayıplarını ortaya çıkardı. Sigorta ve emeklilik sistemleri açısından bakıldığında bu dosya, sadece yatırım kararlarının değil; denetim, danışmanlık ve kamusal gözetimin de uzun vadeli güven için ne kadar kritik olduğunu net biçimde gösteriyor [4].
Allianz, Hindistan’daki Bajaj Sigorta Ortaklığının Büyük Bölümünden Çıkıyor
Allianz, Hindistan’daki Bajaj ortaklıklarında sahip olduğu hisselerin büyük bölümünü satarak önemli bir adım attı. Şirket, Bajaj General Insurance ve Bajaj Life Insurance’taki yüzde 23’lük payını Bajaj grubuna yaklaşık 2,1 milyar euro karşılığında devretti. Bu satış, Allianz’ın Mart 2025’te duyurduğu kademeli çıkış planının ilk büyük aşamasını oluşturuyor.
Allianz, 2001’den bu yana süren ortaklıkta azınlık payına sahip olmanın karar alma ve büyüme açısından sınırlayıcı olduğunu belirtiyor. Kalan yüzde 3’lük hissenin 2026’nın ikinci çeyreğine kadar satılması planlanıyor. Böylece Allianz, Hindistan’daki mevcut sigorta ortaklıklarından tamamen çıkmış olacak. Şirket, bu adımı bir geri çekilmeden çok, farklı bir yapılanma tercihi olarak konumlandırıyor.
Nitekim Hindistan, Allianz için stratejik önemini koruyor. Grup, 2025 yazında Jio Financial Services ile eşit ortaklı bir reasürans girişimi planladığını açıkladı ve yeni hayat ile hayat dışı sigorta şirketleri için de hazırlık yapıyor. Satıştan doğan kaynağın yeni yatırımlara yönlendirilmesi hedeflenirken, bu hamle Allianz’ın Hindistan pazarında kontrol ve ölçek odağını daha net biçimde öne çıkardığını gösteriyor [5].
Kaynaklar
[1] Insurance Journal – Storm Goretti to Hit Europe With Heavy Snow, Violent Winds
[4] Insurance Journal – German Dentists’ Fund Sues Advisers Over €1.1 Billion Loss
[5] Coverager – Allianz exits majority of Bajaj insurance JVs


