5 Dakikada Küresel Sigorta Gündemi – 15 Mayıs 2026

Mayıs ayının ikinci haftasında küresel sigorta gündeminde yapay zekâ yatırımları, alternatif reasürans sermayesindeki büyüme ve jeopolitik kaynaklı ekonomik riskler öne çıktı. Sigorta şirketlerinin yapay zekâ teknolojilerine hızla yöneldiği görülürken, veri güvenliği ve eski sistem altyapıları sektörün dönüşüm sürecindeki en büyük engeller arasında gösterildi. Öte yandan alternatif sermayenin reasürans piyasasındaki payı tarihi seviyelere ulaşırken, küresel şirketlerin savaş risklerinden çok ticaret politikaları ve ekonomik yaptırımlardan endişe duyduğu dikkat çekti. Orta Doğu’daki gerilimin enerji maliyetleri ve deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri ise Çin ekonomisinden küresel lojistik zincirine kadar geniş çaplı risk başlıklarını yeniden gündeme taşıdı.


Sigorta Sektöründe Yapay Zekâ Dönemi: Veri ve Güvenlik Sorunları Dönüşümün Önünde Engel

AM Best tarafından sigorta şirketleri ve yönetici genel acenteler (MGA) arasında gerçekleştirilen yeni bir araştırma, sektörün yapay zekâ teknolojilerine hızla yöneldiğini ortaya koydu. Araştırmaya katılan kurumların yaklaşık %60’ı, yapay zekânın önümüzdeki 1 ila 3 yıl içerisinde iş modellerini köklü şekilde dönüştüreceğini öngörürken; veri altyapısındaki eksiklikler, güvenlik ve gizlilik endişeleri ile eski sistemlerin entegrasyon sorunları, dönüşümün önündeki en büyük engeller arasında gösterildi.

Anket katılımcılarının %41’i yapay zekâyı temel iş süreçlerinde aktif olarak kullandığını belirtirken, yaklaşık %20’si ise uygulama süreçlerinde ileri aşamaya ulaştığını ifade etti. Şirketlerin büyük çoğunluğunun resmi bir yapay zekâ politikası oluşturduğu görülürken, sektör temsilcileri özellikle kötü niyetli siber saldırılar ve düzensiz veri yapılarının ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. AM Best Analisti Kaitlin Piasecki, eski nesil sistemlerin standart dışı veri yapıları nedeniyle yapay zekâ entegrasyonunu zorlaştırdığına dikkat çekti.

Araştırma sonuçlarına göre sigorta şirketlerinin yaklaşık üçte ikisi önümüzdeki 12-24 ay içerisinde yapay zekâ yatırımlarını artırmayı planlıyor. Kurumların öncelikli hedefleri arasında çalışan verimliliğini yükseltmek, operasyonel maliyetleri azaltmak ve underwriting süreçlerinde risk seçimi ile fiyatlandırmayı geliştirmek yer aldı. Yapay zekâ kullanan şirketlerin %63’ü çalışan verimliliğinde sınırlı düzeyde artış yaşandığını belirtirken, %11’i ise önemli ölçüde iyileşme sağlandığını ifade etti. Buna karşın sektör temsilcileri, karar alma, muhakeme ve sorumluluk gerektiren sigortacılık rollerinde insan faktörünün hâlâ kritik önem taşıdığını belirtiyor [1].


Alternatif Sermaye Küresel Reasüransın Beşte Birine Ulaştı

Küresel reasürans piyasasında alternatif sermayenin payı hızla büyürken, Guy Carpenter’ın yayımladığı yeni rapor sektörün risk fiyatlama ve dağıtım yapısında köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre alternatif sermaye, dünya genelindeki yaklaşık 660 milyar dolarlık reasürans sermayesinin yüzde 20’sine yaklaşırken, bu oran 2013 yılında yalnızca yüzde 13 seviyesindeydi. Özellikle afet tahvilleri (cat bond), sidecar yapıları ve teminatlandırılmış reasürans çözümleri, piyasadaki büyümenin temel unsurları arasında gösterildi.

2025 yılında halka açık afet tahvili ihracının yaklaşık 25 milyar dolara ulaşmasıyla birlikte, piyasadaki toplam hacim 58 milyar dolar seviyesine yükseldi. Sidecar ve teminatlandırılmış reasürans çözümlerinin de eklenmesiyle alternatif reasürans sermayesinin geçen yıl 123 milyar doları aştığı belirtildi. Bermuda Menkul Kıymetler Borsası verileri de benzer bir büyümeye işaret ederken, 2025 yılında afet tahvili ihraç hacminin yüzde 45 artışla 25,6 milyar dolara çıktığı ve gerçekleştirilen 122 işlemde 15 yeni sponsorun piyasaya dahil olduğu aktarıldı. Gallagher Re ise 2025 yıl sonu değerlendirmesinde, hayat dışı alternatif reasürans sermayesinin bir yılda 21 milyar dolar artarak 135 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Raporda, alternatif sermaye büyümesinin artık yalnızca büyük afetlerin yarattığı talep şoklarından değil, aynı zamanda yüksek faiz ortamı ve sigorta fonlarının yatırım cazibesinden kaynaklanan arz artışından beslendiği vurgulandı. Emeklilik fonları, varlık yönetim şirketleri ve egemen varlık fonlarının piyasaya daha güçlü şekilde girdiği belirtilirken, reasürörlerin de yalnızca risk taşıyan kurumlar olmaktan çıkarak yapılandırıcı ve dağıtıcı rolleri üstlendiği ifade edildi. Bununla birlikte rapor; modelleme yetersizlikleri, teminatların uzun süre bloke kalması, artan kapasite nedeniyle fiyat baskısı, sermaye piyasaları ile geleneksel reasürans kültürü arasındaki farklılıklar ve risk dağılımındaki karmaşıklığın sektörün önündeki temel zorluklar olmaya devam ettiğine dikkat çekti [2].


Küresel Şirketlerin Endişesi: Savaşlardan Çok Ekonomik Politikalar

Willis tarafından yayımlanan 2026 Politik Risk Araştırması, küresel şirketlerin jeopolitik risk algısında ekonomik politikaların artık çatışma risklerinin önüne geçtiğini ortaya koydu. Orta Doğu’daki gerilimin tırmandığı bir dönemde yayımlanan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 61’i artan gümrük tarifelerinin yönetilmesi en zor politik risk olduğunu belirtirken, aynı oranda şirket bu tarifeler nedeniyle finansal açıdan olumsuz etkilendiğini ifade etti. Araştırma, küresel ticaret sistemindeki kırılganlıkların şirketler üzerindeki baskıyı artırdığına işaret etti.

Willis Politik Risk Analitiği Direktörü Sam Wilkin, günümüzde politik risk haritasının yalnızca savaş bölgelerinden oluşmadığını vurgulayarak; ticaret, teknoloji, bilgi ve iç siyasi sistemler üzerindeki rekabetin küresel iş dünyası açısından daha karmaşık bir yapı oluşturduğunu söyledi. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 39’u kendi hükümetlerinin aldığı politika kararlarının risk seviyelerini artırdığına inanırken, yüzde 84’ü ise dünya ekonomisinin Doğu ve Batı blokları şeklinde yapısal olarak ayrışabileceği bir geleceğe yönelik hazırlık yaptığını veya bu ihtimali değerlendirdiğini belirtti.

Raporda ayrıca jeopolitik gelişmelere bağlı kredi ve politik risk sigortası zararlarının, araştırmanın dokuz yıllık tarihinde kaydedilen en yüksek ikinci seviyeye ulaştığı ifade edildi. Üçüncü yıl üst üste bu alandaki zararların 250 milyon doların üzerine çıktığı belirtilirken, şirketlerin politik risk ve ticari alacak sigortalarına olan ilgisinin de arttığı kaydedildi. Katılımcıların yüzde 61’i yaptırımlar, tarifeler ve ihracat kısıtlamaları gibi ekonomik baskıları en önemli gri bölge tehdidi olarak görürken, yüzde 65’i ise deniz altı kablolarının kesilmesi, enerji altyapısına sabotaj ve lojistik tesislerine yönelik saldırılar gibi altyapı tehditlerini en kritik risk unsuru olarak değerlendirdi[3].


Orta Doğu Gerilimi Çin’i Şimdilik Sarsmadı: Asıl Baskı Artan Maliyetlerde

Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim küresel enerji piyasalarında dalgalanmayı artırırken, Çin’in mevcut süreçte rakip Asya ekonomilerine kıyasla daha dirençli bir görünüm sergilediği belirtildi. Uzmanlara göre Çin, güçlü stratejik rezervleri, kömür ağırlıklı enerji yapısı ve devlet destekli enerji politikaları sayesinde doğrudan arz krizini şimdilik sınırlı hissediyor. Buna karşın yükselen enerji ve hammadde maliyetleri, küresel talepteki zayıflamayla birleşerek Çinli şirketlerin kârlılıkları üzerinde baskı oluşturmaya başladı.

Coface tarafından hazırlanan rapora göre Çin’in nihai enerji tüketiminde petrol ve doğal gazın payı yüzde 39 seviyesinde bulunurken, bu oran küresel ortalamanın oldukça altında kalıyor. Ayrıca ülkenin stratejik petrol rezervlerinin yaklaşık 100 günlük net ithalatı karşılayabilecek kapasitede olduğu ifade ediliyor. Çin’e giden petrol akışının yüzde 35’i Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşse de, mevcut koşullarda fiziksel arz kesintisi riskinin düşük olduğu değerlendiriliyor. Ancak enerji ve kimyasal ürün fiyatlarındaki yükselişin ekonomi geneline yayılmaya başladığı ve Mart ayında üretici fiyatlarının son 41 ayın ardından ilk kez yıllık bazda yüzde 0,5 arttığı kaydedildi.

Artan maliyetlerin özellikle tekstil, kimya ve sentetik elyaf sektörlerinde üretim baskısına yol açtığı belirtilirken, küçük ve orta ölçekli işletmelerin maliyet artışlarını müşterilere yansıtmakta zorlandığı vurgulandı. Büyük şirketlerin ise uzun vadeli tedarik anlaşmaları ve güçlü finansal yapıları sayesinde süreci daha rahat yönettiği ifade edildi. Uzmanlar, Orta Doğu’daki gerilimin uzaması ve enerji fiyatlarının savaş öncesi seviyelerin iki katına çıkması halinde, 2026 yılında küresel büyümenin yüzde 1’den fazla düşebileceği uyarısında bulunurken, bunun Çin’in ihracat talebi üzerinde de ciddi baskı yaratabileceğine dikkat çekti [4].


İran Saldırısına Uğrayan BAE Tankerinde Yakıt Sızıntısı Endişesi

Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait devlet enerji şirketi ADNOC’un tankerlerinden birinde, İran’a ait insansız hava araçlarının saldırısının ardından Umman açıklarında sınırlı miktarda yakıt sızıntısı meydana geldiği açıklandı. Olay, Orta Doğu’daki savaş ortamının yalnızca enerji ve lojistik güvenliğini değil, aynı zamanda çevresel riskleri de artırdığına yönelik endişeleri yeniden gündeme taşıdı. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili baskısının bölgedeki deniz taşımacılığını daha kırılgan hale getirdiği belirtilirken, yüzlerce geminin Körfez bölgesinde beklemeye devam ettiği ifade edildi.

ADNOC Logistics & Services tarafından yapılan açıklamada, M.V. Barakah isimli tankerin 4 Mayıs tarihinde iki İran İHA’sının hedefi olduğu ve olay sonrasında gemiden az miktarda bunker yakıtının denize sızdığı bildirildi. Şirket, Umman açıklarında demirli bulunan gemiyle ilgili gelişmelerin yakından takip edildiğini ve uzman ekiplerle birlikte sürecin yönetildiğini açıkladı. Yetkililer sızan yakıt miktarına ilişkin net bir bilgi paylaşmazken, saldırı sırasında gemide yük bulunmadığı ve mürettebatın zarar görmediği belirtildi.

Uydu görüntülerinin analizine göre saldırının ardından Umman’ın Musandam Yarımadası yakınlarında tankerden beyaz bir iz yayıldığı gözlemlendi. Uzmanlar bu görüntülerin petrol veya yakıt sızıntısıyla uyumlu olduğunu ifade ederken, son görüntülerde sızıntının artık görünmediği aktarıldı. Öte yandan geçtiğimiz hafta İran’ın ana petrol terminali olan Kharg Adası yakınlarında da geniş çaplı bir petrol kirliliği şüphesi gündeme gelmişti. İranlı çevre yetkilileri ise söz konusu kirliliğin petrol tesislerinden değil, bir tankerin atık su boşaltımından kaynaklanmış olabileceğini açıkladı [5].


Kaynaklar

[1] AM Best – Best’s Special Report: AM Best Survey Finds Most Insurers Expect to Leverage AI Though Data, Security Challenges May Impede Fast Adoption

[2] Reinsurance Business – Alternative capital nears 20% of global reinsurance, Guy Carpenter says

[3] Reinsurance News – Economic policy risks eclipse conflict concerns in WTW’s latest survey

[4] Coface – Middle East: a cost shock, not (yet) a supply shock, for China

[5] Insurance Jornual – UAE-Owned Tanker Leaks Some Fuel off Oman Following Iranian Strike

Scroll to Top