5 Dakikada Küresel Sigorta Gündemi – 12 Aralık 2025

Yılın son düzlüğüne girilirken küresel sigorta gündemi; teknoloji yatırımları, siber riskler, büyük ölçekli doğal afetler ve sermaye disiplininin yeniden tanımlandığı başlıklarla şekilleniyor. 2026’ya yaklaşırken sigorta sektörü, yapay zekâdan siber güvenliğe uzanan dönüşüm alanlarında hem risklerini hem de önceliklerini netleştirmeye başlıyor.


Japonya’da 7,5 Büyüklüğünde Deprem: Tsunami Alarmı, Sigorta Riski Gündemde

Japonya’nın kuzeydoğusunda Aomori açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki deprem, yaklaşık 90 bin kişinin tahliyesine ve Hokkaido’dan Iwate’ye kadar uzanan bölgede tsunami uyarılarına yol açtı. İlk etapta 3 metreye kadar dalga riski açıklanırken, saatler içinde uyarılar daha düşük seviye statüsüne indirildi. Resmî açıklamalara göre can kaybı bildirilmezken, en az yedi kişi yaralandı ve ulaşımda aksamalar yaşandı.

Deprem, Japonya’nın 2011’deki yıkıcı Sendai depremi ve tsunami deneyimini yeniden hatırlattı. Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki günlerde ikincil güçlü sarsıntılar ihtimaline karşı geniş bir bölge için alarm seviyesini yüksek tuttu. Nükleer santrallerde herhangi bir olağan dışı durum bildirilmezken, sınırlı sayıda hanede geçici elektrik kesintileri yaşandı.

Sigorta perspektifinden bakıldığında, Japonya bir kez daha yüksek sismik risk–yüksek sigortalılık denkleminde küresel piyasaların odağına girdi. Büyük çaplı hasar henüz raporlanmasa da, deprem sonrası süreç; doğal afet sigortaları, reasürans kapasitesi ve fiyatlama disiplininin neden kritik olduğunu gösteriyor. Özellikle artçı risklerin devam etmesi, Japonya kaynaklı katastrofik risklerin küresel reasürans dengeleri üzerindeki etkisinin yakından izlenmesine neden oluyor [1].


Munich Re’den Ambition 2030: Yüksek Kârlılık, Güçlü Sermaye

Munich Re, yeni çok yıllı stratejisi Ambition 2030’u açıklayarak sürdürülebilir kâr büyümesini ve hissedarlara daha yüksek kâr dağıtımını odağına aldı. Grup, 2025 sonunda tamamlanacak mevcut Ambition 2025 hedeflerinin tamamının aşılmasını beklerken, 2030’a kadar %18’in üzerinde özkaynak kârlılığı (RoE), yıllık ortalama %8’in üzerinde hisse başı kâr artışı ve %80’i aşan toplam dağıtım oranı hedefliyor. Solvency oranının ise %200’ün üzerinde korunması planlanıyor.

Stratejinin temel dayanağını, reasürans ile birincil sigortayı birleştiren çeşitlendirilmiş iş modeli oluşturuyor. Hayat & sağlık reasüransı, küresel özel branşlar ve ERGO’nun artan katkısı sayesinde, daha dalgalı olan yangın ve kaza reasüransındaki çevrimsel risklerin dengelenmesi amaçlanıyor. Munich Re, 2026 için 6,3 milyar avro net kâr ve 64 milyar avro sigorta geliri öngörürken, yatırım getirilerinin de %3,5’in üzerine çıkmasını bekliyor.

Ambition 2030 yalnızca finansal hedeflerle sınırlı değil. Grup, organizasyonel sadeleşme ve yapay zekâ destekli süreçlerle hız ve verimliliği artırmayı, aynı zamanda iklim hedeflerini sıkılaştırmayı planlıyor. Yatırım portföyünde kömürden çıkışın 2030’a çekilmesi ve sigorta (reasürans) faaliyetlerinde emisyon yoğunluğunun azaltılması hedeflenirken, çeşitlilik ve kapsayıcılık politikalarının da küresel ölçekte güçlendirilmesi öngörülüyor [2].


AXA’dan Yapay Zekâ Uyarısı: Veri Merkezlerinde “Teknolojik Bahis” Dönemi Sorgulanıyor

AXA, yapay zekâ yatırımlarının hızla arttığı bir dönemde veri merkezi finansmanında daha temkinli bir yaklaşım benimsediğini açıkladı. Grup CIO’su Jean-Baptiste Tricot, son aylarda yapay zeka altyapısına astronomik miktarda kaynak aktarıldığını belirtirken, henüz kazananı belli olmayan teknolojilere dayalı finansman modellerinden kaçınmak istediklerini vurguladı. AXA, tek bir teknolojiye veya oyuncuya bağımlı veri merkezleri yerine genel amaçlı ve esnek kullanım kapasitesi olan yatırımları tercih ediyor.

Aynı zamanda AXA, 1,7 trilyon dolarlık özel kredi piyasasında artan risklere dikkat çekiyor. ABD’li otomotiv tedarikçisi First Brands’in iflası ve benzer vakalar, özel kredilerdeki kayıpların bankalar ve sigorta şirketlerine nasıl sirayet edebileceğini yeniden gündeme taşıdı. AXA, bu tür gelişmelerin ardından portföyünü satır satır gözden geçirdiğini ve yatırım kriterlerinin bu tür yüksek riskli maruziyetlere izin vermediğini belirtti.

AXA’nın özel ve yapılandırılmış kredi yatırımları, toplam varlık dağılımının yaklaşık %14’ünü oluşturuyor; portföyün %84’ü yatırım yapılabilir seviyede ve ağırlıkla Avrupa merkezli, kıdemli dilimlerden oluşuyor. Şirket, teknolojik spekülasyonlar ve subprime tüketici riski içeren yatırımlardan özellikle uzak durduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, sigorta sektöründe yapay zeka heyecanı ile bilanço disiplini arasındaki hassas dengenin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor [3].


SAS: 2026’nın Sigorta İşletim Sistemi Yapay Zekâ Olcak

Sigorta sektörü 2026’ya girerken yapay zekâyı artık destekleyici bir araç olarak değil, işletim sisteminin kendisi olarak konumlandırmaya hazırlanıyor. SAS uzmanlarına göre, poliçe yönetim sistemlerinin yerini giderek AI copilots ve otonom ajanlar alacak; underwriting’den hasara kadar pek çok süreç, doğrudan veriyle konuşan yapılar üzerinden yürütülecek. Özellikle basit hasar dosyalarının dakikalar içinde sonuçlandırılması, sektörde hız ve maliyet dengelerini kökten değiştirebilir.

Bu dönüşüm yalnızca operasyonel verimlilikle sınırlı değil. Yapay zeka destekli aktüeryal modelleme ve karar mekanizmaları, hem fiyatlama doğruluğunu artırmayı hem de küresel ölçekte 1,8 trilyon dolarlık koruma açığını daraltmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin hızlanan etkileri nedeniyle reasürans maliyetlerinin artacağını, bazı branşlarda primlerin yükselebileceğini ve hatta sigortacıların belirli risklerden çekilmek zorunda kalabileceğini de vurguluyor.

Öte yandan yapay zekânın yaygınlaşması yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Yapay zeka kaynaklı dolandırıcılık, siber tehditler ve algoritmik önyargılar, sigortacıları daha güçlü yönetişim ve regülasyon çerçevelerine zorluyor. ABD’de eyalet bazlı yapay zeka düzenlemelerinin öne çıkması beklenirken, siber sigorta pazarı da hızla büyümeye devam ediyor [4].


Marsh: 2026’da Siber Güvenlik Harcamaları Artacak

Marsh’ın yayımladığı yeni araştırmaya göre, dünya genelindeki kuruluşların yaklaşık üçte ikisi (%66) 2026 yılında siber güvenlik yatırımlarını artırmayı planlıyor. 20 ülkeden 2.200’den fazla siber risk yöneticisinin katıldığı çalışma, artan fidye yazılımı saldırıları, veri ihlalleri ve tedarik zinciri kaynaklı risklerin kurumları daha yüksek bütçelere yönelttiğini gösteriyor.

Araştırma, kuruluşların %75’inin mevcut siber risk yönetimi yaklaşımlarına güvendiğini ortaya koysa da bölgesel farklar dikkat çekiyor. Güven düzeyi Hindistan, Orta Doğu ve Afrika’da daha yüksekken, Asya ülkelerinde belirgin şekilde daha düşük. 2026 için planlanan yatırımların odağında ise siber güvenlik teknolojileri, olaylara hazırlık ve nitelikli insan kaynağı bulunuyor. Kuruluşların %26’sı bütçesini en az %25 artırmayı hedefliyor.

Öte yandan siber risklerin önemli bir bölümü artık şirket sınırlarının dışından geliyor. Marsh verilerine göre, kuruluşların %70’i son bir yıl içinde en az bir ciddi üçüncü taraf kaynaklı siber olay yaşadı. Fidye yazılımları ve gizlilik ihlalleri en kritik tehditler arasında yer alırken, sigorta ve risk yönetimi perspektifinden bakıldığında siber dayanıklılığın yalnızca teknoloji değil, tedarik zinciri ve yönetişim meselesi haline geldiği görülüyor [5].


Kaynaklar

[1] Reuters – Powerful 7.5-magnitude earthquake strikes Japan’s northeast

[2] Munich Re – New multi-year strategy Ambition 2030: Munich Re focuses on sustained profit growth and high profit participation for shareholders

[3] Insurance Journal – AXA Warns on Data Center ‘Gambles’ as Private Credit Risks Rise

[4] SAS – Insurance’s new operating system for 2026: AI

[5] Reinsurance News – Nearly two-thirds of organisations to increase cybersecurity investments in 2026: Marsh

Scroll to Top