Mart ayının üçüncü haftasında küresel sigorta gündemi, Orta Doğu’da devam eden savaşın deniz taşımacılığı ve finansal sistem üzerindeki etkileriyle şekillenirken, sektörde yapay zekâ yatırımları ve Avrupa’da regülasyonların sadeleştirilmesine yönelik adımlar öne çıkıyor. Uluslararası sigorta piyasalarındaki stratejik gelişmeleri sizin için derledik.
Hürmüz İçin 20 Milyar Dolarlık Reasürans Planı Yetersiz Kalabilir
ABD yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğini yeniden başlatmak amacıyla devreye aldığı 20 milyar dolarlık deniz reasürans programının, mevcut haliyle yeterli olmayabileceği değerlendiriliyor. Moody’s’e göre program, gövde-makine ve kargo teminatlarını kapsasa da sorumluluk risklerini içermemesi, gemi sahiplerinin bölgeden geçiş kararını sınırlayan kritik bir eksiklik oluşturuyor.
Uzmanlar, sigorta teminatı ve askeri eskort sağlansa bile savaş bölgesindeki yüksek fiziksel riskin temel belirleyici olmaya devam ettiğini vurguluyor. Özellikle olası bir tanker saldırısının yaratabileceği çevresel zararlar ve tazminat yükümlülükleri, sektör açısından milyarlarca dolarlık risk anlamına geliyor. Bu tür risklerin teminat dışında kalması, sigorta çözümünün tek başına ticaret akışını yeniden başlatmak için yeterli olmayabileceğini gösteriyor.
Buna rağmen Moody’s, küresel sigorta ve reasürans sektörünün olası zararları genel olarak absorbe edebilecek finansal kapasiteye sahip olduğunu belirtiyor. Ancak deniz sigortası piyasasının daha konsantre yapısı nedeniyle bazı uzmanlaşmış oyuncuların daha yüksek hasar baskısıyla karşılaşabileceği ifade ediliyor. Ayrıca uzun süre limanda mahsur kalan gemilere ilişkin riskler de sektör için ek bir belirsizlik alanı yaratıyor [1].
S&P Uyardı: Savaş Derinleşirse Körfez Bankalarından 307 Milyar Dolar Çıkabilir
S&P Global Ratings’e göre Orta Doğu’daki çatışmanın derinleşmesi halinde Körfez ülkelerindeki bankalar 307 milyar dolara kadar mevduat çıkışı riskiyle karşı karşıya kalabilir. Kurum, şu ana kadar önemli bir fon çıkışı gözlemlenmediğini belirtse de uzayan bir savaş senaryosunda bankalar arasında güvene kaçış eğiliminin hızlanabileceğine dikkat çekiyor.
Rapora göre bölgedeki bankalar güçlü likidite tamponlarıyla sürece giriyor. Bankaların yaklaşık 312 milyar dolarlık nakit ve merkez bankası rezervine sahip olduğu, ayrıca yatırım portföylerinin likidasyonu ile 630 milyar dolarlık ek kapasite yaratılabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle S&P, mevcut tabloyu yönetilebilir olarak değerlendiriyor.
Bununla birlikte çatışmanın finansal sistem üzerindeki etkileri giderek genişliyor. Dijital altyapıya yönelik saldırılar bankacılık hizmetlerinde kesintilere yol açarken, turizm, lojistik ve gayrimenkul gibi sektörlerde kredi risklerinin artabileceği belirtiliyor. S&P’ye göre yüksek stres senaryosunda bölgedeki bankaların toplam kredi zararları 37 milyar dolara ulaşabilir [2].
Fitch: İran Savaşı En Çok Londra Piyasasını Etkiliyor
Fitch Ratings’e göre İran ile tırmanan çatışma, doğrudan en çok Londra sigorta piyasası ve küresel uzmanlık sigortacılarını etkiliyor. Bunun temel nedeni, bu oyuncuların denizcilik ve havacılık savaş riskleri, siyasi şiddet, ticari alacak ve enerji branşlarında yoğunlaşan portföyleri. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde savaş riski teminatlarının yeniden fiyatlanmasıyla birlikte kapasitenin daraldığı ve primlerin hızla yükseldiği belirtiliyor.
Fitch’e göre doğrudan hasarların etkisi şimdilik sınırlı kalabilir çünkü birçok poliçede savaş istisnaları bulunuyor. Ancak asıl risk, çatışmanın uzaması halinde ortaya çıkabilecek dolaylı etkilerde yatıyor. Artan hasar maliyetleri, düşen varlık değerleri ve yükselen temerrüt oranları sigorta şirketlerinin bilançoları üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca enerji ve ticaret akışındaki aksaklıkların ticari alacak ve siyasi risk sigortalarında hasar artışına yol açabileceği ifade ediliyor.
Bölgede yaklaşık 1.000 geminin ve 25 milyar doların üzerinde sigortalı varlığın bulunduğu tahmin edilirken, olası büyük bir hasarın yüz milyonlarca dolarlık kayıplara yol açabileceği belirtiliyor. Fitch, mevcut durumda etkinin daha çok kârlılık üzerinde sınırlı etkisi olan bir gelişme olduğunu değerlendirirken, çatışmanın uzaması halinde korelasyonlu büyük hasar risklerinin artabileceği ve bunun sermaye yapıları üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor [3].
C-Level Yöneticilere Göre 2026’nın En Kritik Riskleri Ekonomi ve Jeopolitik Gelişmeler
Casualty Actuarial Society ve Society of Actuaries tarafından yayımlanan 2026 Emerging Risks Survey’e göre, üst düzey yöneticiler için kısa vadede en etkili riskler ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler olarak öne çıkıyor. Katılımcıların %25’i en kritik risk olarak finansal volatiliteyi gösterirken, bunu jeoekonomik kırılmalar ve küreselleşmedeki değişimler izliyor.
Araştırma, uzun vadede ise risk algısının teknolojiye kaydığını ortaya koyuyor. Katılımcıların %60’ı önümüzdeki 3+ yıl içinde teknolojik ve ekonomik risklerin belirleyici olacağını belirtirken, özellikle yapay zekâ kaynaklı riskler en kritik başlık olarak öne çıkıyor. Bu durum, risk gündeminin kısa vadede jeopolitik ve ekonomik şoklardan, uzun vadede ise teknoloji temelli dönüşümlere kaydığını gösteriyor.
Çalışma ayrıca risklerin giderek daha birbirine bağlı ve çok boyutlu hale geldiğine işaret ediyor. İklim ve çevresel riskler önemini korurken artık yeni risk olmaktan çıkıp daha yönetilebilir alanlar olarak değerlendiriliyor. Bulgular, sigorta ve finans sektöründe risk yönetiminin çoklu şok senaryolarına karşı daha bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini ortaya koyuyor [4].
Avrupa Sigorta Sektöründen AB’ye Çağrı: Regülasyonlar Sadeleştirilmeli
Avrupa sigorta ve reasürans sektörü, Mart ayı Avrupa Konseyi öncesinde AB liderlerine finansal hizmetlerde kapsamlı bir sadeleştirme paketi çağrısında bulundu. Insurance Europe, özellikle “Financial Services Omnibus” kapsamında düzenleyici yüklerin azaltılmasının sektörün rekabet gücünü artıracağını ve Avrupa ekonomisine daha fazla sermaye yönlendirilmesini sağlayacağını vurguladı.
Sektör temsilcilerine göre, artan ve birbiriyle örtüşen düzenlemeler sigorta şirketlerinin yatırım kapasitesini ve operasyonel verimliliğini sınırlıyor. Bu kapsamda yeni düzenlemelerin sınırlandırılması ve mevcut kuralların sadeleştirilmesi talep ediliyor. Özellikle Solvency II raporlama gereklilikleri, yeşil taksonomi yükümlülükleri ve DORA kapsamındaki bürokratik süreçlerin gözden geçirilmesi öncelikli alanlar arasında gösteriliyor.
Insurance Europe, Avrupa sigorta sektörünün 9,5 trilyon euroyu aşan yatırım gücüyle ekonominin temel taşı olduğunu vurgulayarak, sadeleşme adımlarının sektörün hane halkı ve işletmelere daha etkin destek vermesini sağlayacağını belirtiyor. Kuruma göre daha yalın bir regülasyon çerçevesi, Avrupa’nın rekabet gücünü artırırken uzun vadeli yatırımların da önünü açacak [5].
Kaynaklar
[1] Carrier Management – $20B Reinsurance Plan Unlikely to Restart Gulf Shipping Without Liability Cover
[2] Insurance Journal – Gulf Banks Face $307 Billion Deposit Flight Risk if War Worsens, S&P Says


