2026’nın ikinci haftasında Türk sigorta ve emeklilik sektöründe; BES’te devlet katkı oranının %20’ye düşürülmesiyle teşvik yapısının yeniden şekillenmesi, tamamlayıcı emeklilik sistemine ilişkin beklentilere “henüz erken” mesajı verilmesi, Aralık ayı enflasyon verilerinin sigorta fiyatlamaları üzerindeki kalıcı maliyet baskısını teyit etmesi ve faizsiz BES fonlarında özellikle kıymetli maden temalı ürünlerin enflasyonun üzerinde getiriyle öne çıkması dikkat çekti.
BES’te Devlet Desteği Yeniden Düzenlendi
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) Türk lirası üzerinden yapılan katkı paylarına uygulanan devlet desteği yeniden belirlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan ve Resmi Gazete’de yer alan karara göre, devlet katkısı oranı yüzde 20 seviyesine çekildi. Daha önce yüzde 30 olarak uygulanan oran, yeni düzenleme ile aşağı yönlü revize edilmiş oldu.
Karar kapsamında, Türk parası cinsinden bireysel katkı payları bu yeni oran üzerinden desteklenecek. Öte yandan işverenler tarafından çalışanlar adına yapılan katkı payları devlet katkısı hesabına dahil edilmeyecek. Sistemde kalmayı tercih eden çalışanlara bir defalık sağlanan ilave devlet katkısı ise 500 TL olarak belirlendi.
Söz konusu düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Uygulamanın usul ve esasları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülecek. Karar, BES’te teşvik yapısının sadeleştirilmesi ve kamu mali dengeleriyle uyumun güçlendirilmesi amacı taşıyor. [1]
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi Henüz Olgunlaşmadı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tamamlayıcı emeklilik sistemine ilişkin kamuoyunda artan beklentilere net bir çerçeve çizdi. 2025 yılı değerlendirmeleri ve 2026 beklentilerinin ele alındığı toplantıda konuşan Yılmaz, bu alanda şu aşamada olgunlaşmış, uygulamaya hazır bir çalışmanın bulunmadığını ifade etti. Tamamlayıcı emeklilik gibi uzun vadeli ve yapısal etkileri olan adımların, ancak kapsamlı bir etki analizi ve hazırlık sürecinin ardından gündeme alınabileceğini vurguladı.
Yılmaz, “Tamamlayıcı emeklilik sisteminde gündemimizde henüz olgunlaşmış bir çalışmamız şuan için yok. Bu tür konular ancak iyi bir etki değerlendirme, bir hazırlık yapıldıktan sonra tartışılması gereken konular diye ifade etmek isterim. İnsanların alternatiflerini arttırmakta her zaman fayda var, alternatif tasarruf imkanlarını arttırmakta fayda var. Yaşlanan bir nüfusuz, işte demografiden sormadınız ama, demografi her şeyi etkiliyor, sosyal güvenlik sistemini de köklü bir şekilde etkiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı toplantıda BES düzenlemeleri, enflasyon hedefleri ve finansal istikrar başlıklarına da değinen Yılmaz, mevcut politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tamamlayıcı emeklilik konusunda ise mesaj netti: Sistem tamamen dışlanmış değil, ancak kısa vadeli bir takvim de söz konusu değil. Öncelik, mevcut emeklilik ve tasarruf yapılarının dengeli şekilde güçlendirilmesi ve kamu maliyesiyle uyumlu bir yol haritasının korunması. [2]
Enflasyon Tablosu Sigortayı Nasıl Etkiliyor? Aralık Verilerinden Okumalar
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Aralık 2025’te tüketici fiyatları yıllık bazda %30,89 artarken, aylık artış %0,89 ile sınırlı kaldı. Bu görünüm, sigorta sektöründe prim hesaplamaları ve teknik fiyatlamalar açısından maliyet baskılarının sürdüğüne işaret ediyor. Özellikle konut grubunda yıllık %49,45’e ulaşan artış, konut sigortalarında teminat bedellerinin ve reasürans maliyetlerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.
Alt kalemlere bakıldığında sigorta branşları arasındaki ayrışma daha net görülüyor. Konut sigortasında aylık %1,32, yıllık %38,63’lük artış; bina değerlerindeki yükseliş ve inşaat maliyetleriyle doğrudan ilişkili. Sağlık sigortasında yıllık artış %20,90 ile görece daha sınırlı seyrederken, oto sigortasında aylık bazda %2,51’lik düşüş dikkat çekiyor. Buna karşın oto sigortasında yıllık %18,52’lik artış, hasar maliyetleri ve yedek parça fiyatlarının hâlâ enflasyonist baskı altında olduğunu gösteriyor.
İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç hesaplanan çekirdek enflasyonda yıllık artışın %31,66 olması ise sigorta sektörü için kalıcı bir maliyet zemini oluştuğuna işaret ediyor. Bu tablo, şirketlerin yalnızca prim artışlarıyla değil; ürün yapısı, muafiyetler ve teminat limitleri üzerinden daha dengeli çözümler üretmesini zorunlu kılıyor. Enflasyonun hız kestiği aylarda dahi sigorta fiyatlamasının temkinli seyretmesi, 2026’ya girerken sektörün ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek. [3]
BES’te %20 Desteğe Rağmen Güçlü Mesaj: “Sistem Hala Avantajlı”
Marmara Üniversitesi öğretim üyesi ve Sigorta Strateji Kurucu Ortağı Doç. Dr. Hasan Meral, bireysel emeklilik sisteminde devlet katkısının %30’dan %20’ye düşürülmesini değerlendirirken, BES’in katılımcılar açısından cazibesini koruduğunu vurguladı. Bloomberg HT’de yayımlanan Fokus programında konuşan Meral, bu değişikliğin ilk etapta algısal bir etki yaratabileceğini ancak sistemin temel avantajlarını zayıflatmadığını ifade etti. Uluslararası uygulamalara bakıldığında, bu ölçekte bir devlet katkısının hâlâ oldukça güçlü bir teşvik olduğu görüşünü paylaştı.
Meral’e göre BES’in çekiciliği yalnızca devlet katkısından ibaret değil. Düşük stopaj oranları, uzun vadeli birikime uygun fon yapısı ve alternatif yatırım araçlarına kıyasla görece avantajlı fon yönetim maliyetleri sistemin temel dayanakları arasında yer alıyor. Bu unsurlar, devlet katkı oranındaki düşüşe rağmen BES’i düzenli tasarruf ve emeklilik planlaması açısından önemli bir araç olarak öne çıkarmaya devam ediyor.
Programda uygulamaya dair yanlış algılara da değinen Meral, %20’lik oranının yalnızca 2026 sonrasında yapılacak katkı payları için geçerli olduğunu, geçmişte hak edilen devlet katkılarının ise kazanılmış hak olarak korunduğunu özellikle vurguladı. Katılımcıların kısa vadeli ve duygusal kararlarla sistemden çıkmamaları gerektiğini belirten Meral, önümüzdeki dönemde gençler, kadınlar ve belirli meslek gruplarına yönelik daha hedefli teşvik modellerinin gündeme gelebileceğine de dikkat çekti. [4]
Faizsiz BES Fonlarında Dikkat Çeken Performans: Kıymetli Madenler Öne Çıktı
Katılım Emeklilik tarafından yönetilen Kıymetli Madenler Katılım Emeklilik Yatırım Fonu (KJM), 2025 yılında sağladığı %139’luk getiriyle bireysel emeklilik fonları arasında güçlü bir performans sergiledi. Aynı dönemde BES, 10 milyonu aşan katılımcı sayısı ve otomatik katılım ile 18 yaş altı BES dâhil toplam 18 milyon sözleşmeye ulaşarak yaklaşık 2 trilyon TL’yi aşan fon büyüklüğüyle 50 milyar dolarlık bir tasarruf ekosistemine dönüştü.
Bu büyümede, özellikle faizsiz prensiplere göre yönetilen katılım esaslı fonlar belirleyici rol oynadı. Toplam büyüklüğü yaklaşık 800 milyar TL’ye ulaşan bu fonlar, 2025’te enflasyonun üzerinde reel getiri sağlayarak uzun vadeli tasarruf sahiplerinin ilgisini çekti. Altın, değerli madenler ve kira sertifikalarına dayalı portföy yapısı, BES’in yalnızca bir birikim değil aynı zamanda emeklilik döneminde gelir tamamlayıcı bir araç olarak konumunu güçlendirdi. KJM, BEFAS’ta işlem gören yüzlerce emeklilik fonu arasında yılın en yüksek getirilerinden birini sunarak bu eğilimin somut bir örneği oldu.
Kıymetli maden temalı fonlardaki başarı KJM ile sınırlı kalmadı. Altın Katılım Emeklilik Yatırım Fonu (KEF) yılı %102’nin üzerinde getiriyle tamamlarken, Türkiye’nin ilk gümüş emeklilik yatırım fonu olan KGC de kısa sürede %57’nin üzerinde performans göstererek enflasyonu aşan kazanç sağladı. Tamamı faizsiz yatırım prensibiyle oluşturulan fon setiyle portföy çeşitliliğini artırmayı hedefleyen Katılım Emeklilik, 2026 yılında da BES katılımcılarına güçlü ve sürdürülebilir getiriler sunmayı amaçlıyor. [5]
Kaynaklar
[2] Bloomberght – Yılmaz: Tamamlayıcı emeklilikte henüz olgunlaşmış bir çalışma yok
[3] TÜİK – Tüketici Fiyat Endeksi, Aralık 2025
[5] Dünya Gazetesi – Kıymetli Madenler Katılım Emeklilik Yatırım Fonu’ndan yüzde 139’luk getiri


