Afet Sigortası Koruma Açıklarını Kapatmak

Sigorta Strateji Kurucu Ortağı Doç. Dr. Hasan Meral’in, Seyit Hamza Çavga ile birlikte kaleme aldığı “ESG Factors and Disaster Insurance Gaps: A Machine Learning Analysis” başlıklı makale, Sustainable and Resilient Infrastructure dergisinde yayımlandı. Çalışma, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) faktörlerinin doğal afet sigorta açıkları üzerindeki etkisini makine öğrenmesi teknikleriyle analiz ederek literatüre önemli katkılar sunuyor. Bu önemli çalışmada öne çıkan başlıkları sizler için derledik.


Afetler Artıyor, Sigorta Yetersiz Kalıyor

Doğal afetlerin küresel ölçekte daha sık yaşanmasıyla birlikte, toplumların bu risklere karşı kendilerini nasıl koruyabilecekleri sorusu her geçen gün daha da önem kazanıyor. İklim değişikliği, kontrolsüz kentleşme ve yetersiz altyapı gibi etkenler, bu afetlerin ekonomik etkilerini ciddi biçimde artırıyor. Son 25 yılda kaydedilen doğal afet sayısı, önceki çeyrek yüzyıla göre neredeyse iki katına çıktı. Yalnızca 2023 yılında, doğal afetlerden kaynaklanan doğrudan kayıplar 202,7 milyar ABD dolarına ulaştı.

Bu kayıplar, özellikle sosyal güvenlik ağlarının zayıf olduğu gelişmekte olan ülkelerde çok daha yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Tahminlere göre, doğal afetler her yıl küresel ekonomiye 520 milyar ABD doları düzeyinde zarar veriyor ve yaklaşık 26 milyon insanı yoksulluğa itiyor. Bu tablo, sigorta sistemleri başta olmak üzere, mevcut finansal koruma mekanizmalarının afet risklerini yönetme konusunda ne denli yetersiz kaldığını açıkça ortaya koyuyor.


Sigorta Koruma Açığı Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?

Sigorta, doğal afetlerin yol açtığı ekonomik kayıpları azaltmada hayati bir rol oynar. Ancak dünya genelinde yaşanan büyük koruma açıkları, sigortanın bu işlevini tam olarak yerine getirmesini engelliyor. Sigorta koruma açığı; yaşanan bir risk sonucunda oluşan toplam ekonomik kayıplar ile sigorta sistemi tarafından karşılanan tazminat arasındaki fark olarak tanımlanır.

2022 yılı itibarıyla sigorta teminat açıklarının dünya genelinde 7,8 trilyon ABD dolarına ulaştığı tahmin ediliyor. Bu açıklar, özellikle sigorta kullanımının düşük olduğu ve düzenleyici altyapının yetersiz kaldığı ülkelerde daha da belirgin hale geliyor. Bu nedenle sigorta, sadece bireysel güvence aracı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak görülmeli. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları da bu noktada devreye giriyor; afetlere dayanıklı altyapının inşasını destekleyerek ve sigorta hizmetlerine erişimi yaygınlaştırarak daha kapsayıcı ve dirençli bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyor.


Sigorta Açığını Verilerle Anlamak

Çalışmada, doğal afetlerden kaynaklanan sigorta koruma açıklarının nasıl kapatılabileceğine odaklanılıyor. Özellikle de bu süreçte Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) göstergelerinin oynadığı rol inceleniyor. Araştırma, 2000–2022 dönemine ait geniş bir veri seti kullanıyor; bu veriler EM-DAT afet veri tabanı ve Dünya Bankası sürdürülebilirlik göstergelerinden derlenmiş.

Çalışmada, ESG faktörleriyle afet sigortası kapsamı arasındaki karmaşık ilişkiyi analiz edebilmek için gelişmiş makine öğrenimi tekniklerinden faydalanılıyor. Kullanılan yöntemler arasında CatBoost, Gradient Boosting, Random Forest, XGBoost ve Support Vector Machine gibi popüler algoritmalar yer alıyor. Ayrıca karşılaştırma amacıyla klasik çoklu regresyon modeli de kullanılmış.


Sigorta Açığını Şekillendiren 5 Kritik Faktör

Çalışmanın sonuçları, hem afetlere özgü bazı temel özelliklerin hem de daha çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarının afet sigortası kapsamı üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Kullanılan modeller arasında CatBoost ve Gradient Boosting, sigorta koruma açığındaki değişkenliğin %50’sinden fazlasını açıklayarak en yüksek tahmin başarısını göstermiş. Buna karşılık, klasik çoklu regresyon modeli bu değişkenliğin yalnızca küçük bir kısmını açıklayabilmiş. Bu durum sigorta teminat açıkları konusundaki karmaşık ilişkileri anlamak için doğrusal olmayan yaklaşımların ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.

Makine öğrenmesi analizlerinde SHAP yöntemi kullanılarak yapılan önem derecelendirmesi, afet sigortası kapsamını etkileyen en güçlü beş faktörü şöyle sıralıyor:

  • Toplam Hasar Tutarı: En güçlü belirleyici. Ekonomik kayıplar büyüdükçe, sigorta kapsam oranının belirgin şekilde düştüğü gözlemleniyor. Bu durum, büyük çaplı afetlerde sigorta sistemlerinin yetersiz kaldığını gösteriyor.
  • Yolsuzlukla Mücadele Performansı: Yönetişim göstergeleri içinde öne çıkan bu faktör, sigorta kapsamıyla pozitif bir ilişki gösteriyor. Kurumların şeffaf ve hesap verebilir olması, finansal risk korumasının etkinliğini doğrudan artırıyor.
  • Sanitasyon Hizmetlerine Erişim: Temel hijyen altyapısına erişimin yüksek olduğu yerlerde, sigorta sistemleri de daha yaygın ve etkili hale geliyor. Bu bulgu, sosyal kalkınmanın sigortaya olan talebi ve uygulanabilirliği artırdığını gösteriyor.
  • Birincil Sektörlerin Ekonomideki Payı: Ekonomisinin büyük bölümü tarıma dayanan ülkelerde sigorta kapsamı düşük. Bu da kırsal alanlardaki yapısal eşitsizliklerin sigorta sistemlerine erişimi sınırladığını ortaya koyuyor.
  • Afet Süresi: Bir afet ne kadar uzun sürerse, sigortanın koruyucu etkisi o kadar zayıflıyor. Uzun süren afetler, mevcut sigorta yapılarının sınırlarını zorluyor ve koruma açıklarını daha görünür hale getiriyor.

Sürdürülebilir Bir Sigorta Sistemi İçin Yol Haritası

Çalışma, sürdürülebilir kalkınma göstergelerinin afet sigortası kapsam oranları üzerindeki etkisini ele alarak literatürdeki önemli bir boşluğu dolduruyor. Elde edilen bulgular, afet sigortasının etkinliğini artırmada altyapı yatırımları ve kurumsal kalitenin ne denli kritik olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca, ekonomisi birincil sektörlere dayalı ülkelerde sigorta kapsamının sınırlı kaldığı görülüyor; bu da kırsal bölgelerin afetlere karşı daha kırılgan olduğunu gösteriyor. Aynı şekilde, afetlerin süresi ve şiddeti de sigorta kapsamındaki farklılıkların temel belirleyicileri arasında yer alıyor.

Bu sonuçlar sadece afet yönetimi politikalarının sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi için değil, aynı zamanda sigorta sistemlerinin güçlendirilmesi açısından da değerli bir yol haritası sunuyor. Özellikle altyapıya erişim, kurumsal kapasite ve hizmet kalitesindeki bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi, sigorta koruma açıklarını kapatmak için büyük önem taşıyor.

Bu bağlamda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 9 (Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı) ile Amaç 16 (Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar) doğrultusunda atılacak adımlar, daha kapsayıcı ve dirençli bir sigorta ortamının oluşmasına katkı sağlayabilir. Sonuç olarak, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu, iş birliğine dayalı bir strateji hem afet risklerini azaltmak hem de sigorta sistemlerini daha adil ve erişilebilir kılmak açısından temel bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.


Kaynak

* Bu yazı, Hasan Meral ve Seyit Hamza Çavga’nın Sustainable and Resilient Infrastructure dergisinde yayımlanan “The Role of ESG Indicators in Closing the Disaster Insurance Gap: A Machine Learning Analysis” başlıklı akademik çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Meral, H., & Cavga, S. H. (2025). The role of ESG indicators in closing the disaster insurance gap: a machine learning analysis. Sustainable and Resilient Infrastructure, 1–15. https://doi.org/10.1080/23789689.2025.2536404

Scroll to Top