5 Dakikada Küresel Sigorta Gündemi – 26 Haziran 2026

Haziran ayının son haftasında küresel sigorta gündemi, doğal afetler, iklim kaynaklı riskler, jeopolitik gelişmeler ve koruma açığı tartışmaları etrafında şekillendi. Venezuela’da meydana gelen depremler milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp yaratırken, Avrupa’yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgası iklim değişikliğinin sigorta sektörüne yansımalarını yeniden gündeme taşıdı. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına rağmen savaş riskleri ve deniz sigortalarındaki belirsizlikler sürerken, Moody’s sigorta koruma açığının küresel ekonomi açısından giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çekti. Allianz Commercial’ın yayımladığı rapor ise deniz taşımacılığında toplam kayıplar azalırken jeopolitik risklerin sektör üzerindeki etkisinin arttığını ortaya koydu.


Venezuela Depreminde 10 Milyar Dolarlık Kayıp Riski

Venezuela’nın başkenti Caracas, çarşamba günü yerel saatle 18.00 sularında meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki ilk depremin ardından yalnızca 39 saniye sonra gerçekleşen 7,5 büyüklüğündeki daha büyük bir depremle sarsıldı. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), depremler sonucunda 10 binden fazla can kaybı yaşanma olasılığını yüzde 44, ekonomik kayıpların 10 milyar doları aşma ihtimalini ise yüzde 45 olarak değerlendirdi.

İlk resmi açıklamalara göre en az 32 kişi hayatını kaybederken yaklaşık 700 kişi yaralandı. Başkent Caracas’ta çok sayıda binanın yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü bildirilirken, Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti. USGS, ölü sayısının 100’ü aşma ihtimalini yüzde 12, 100 bini aşma ihtimalini ise yüzde 30 olarak hesaplıyor. Depremin ardından 20’den fazla artçı sarsıntı meydana gelirken, sarsıntılar Kolombiya’nın başkenti Bogota’da da hissedildi.

Depremin sigorta sektörüne etkileri henüz netleşmemiş olsa da, bunun Venezuela tarihindeki en büyük sigortalı hasar olaylarından biri olabileceği değerlendiriliyor. Ülkede kamu veya özel sektör tarafından sunulan parametrik deprem sigortası uygulamalarının bulunup bulunmadığı bilinmezken, varsa bu tür sözleşmelerin 7 ve üzeri büyüklükteki depremler için tetiklenmiş olabileceği ifade ediliyor. USGS ayrıca deprem sonrası heyelan ve zemin sıvılaşması riskinin yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Venezuela’nın Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının kesişiminde yer alması nedeniyle sismik açıdan yüksek risk taşıdığı, ana depremin ise plaka sınırında meydana gelen sığ doğrultu atımlı fay hareketinden kaynaklandığı belirtiliyor [1].


Aşırı Sıcaklar Sigorta Risklerini Artırıyor

Batı ve Orta Avrupa, son yılların en şiddetli sıcak hava dalgalarından biriyle mücadele ediyor. Fransa, İspanya, İtalya, Almanya, İsviçre ve Lüksemburg’da en yüksek seviyede kırmızı sıcaklık uyarıları yayımlanırken, birçok bölgede hava sıcaklıklarının 40°C’nin üzerine çıkması bekleniyor. Uzmanlar, Sahra Çölü’nden kuzeye taşınan sıcak hava kütlesinin etkisiyle bu sıcak hava dalgasının son yılların en uzun ve en yoğun sıcaklık olaylarından biri olabileceğini belirtiyor.

Sıcak hava dalgası yalnızca günlük yaşamı değil, ulaşım, eğitim ve acil durum hizmetlerini de ciddi şekilde etkiliyor. Fransa’da yüzlerce okul geçici olarak kapatılırken, demiryolu seferlerinde aksaklıklar yaşanıyor ve milyonlarca kişi kırmızı veya turuncu alarm kapsamındaki bölgelerde bulunuyor. İspanya’da bazı bölgelerde sıcaklığın 44°C’ye ulaşması beklenirken, İtalya 12 şehir için kırmızı alarm ilan etti. Almanya’da hafta sonu yaşanan boğulma vakaları ve Yunanistan’daki orman yangınları da aşırı sıcakların yol açtığı riskleri gözler önüne serdi.

Uzmanlar, tekrarlayan sıcak hava dalgalarının iklim değişikliğinin en belirgin göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Artan sıcaklıklar, orman yangınları, sağlık harcamaları, tarımsal üretim kayıpları, iş durmaları ve altyapı hasarları gibi alanlarda sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu riskleri büyütürken, iklim kaynaklı hasar frekansının ve belirsizliğin de artmasına neden oluyor. Avrupa genelinde yaşanan gelişmeler, iklim değişikliğinin sigorta sektörü açısından giderek daha önemli bir risk yönetimi konusu haline geldiğini bir kez daha ortaya koyuyor [2].


Hürmüz Açılıyor, Sigorta Riskleri Sürüyor

İran ile ABD arasında imzalanması beklenen barış anlaşmasının ardından, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden deniz trafiğine açılması bekleniyor. Ateşkes haberleriyle birlikte petrol fiyatlarında hızlı bir gerileme yaşansa da, uzmanlar küresel deniz taşımacılığı ve sigorta piyasalarının kısa sürede normale dönemeyeceği görüşünde. Boğazın kapanması sırasında 1.500’den fazla geminin beklemek zorunda kalması, küresel tedarik zincirinde aylar sürecek bir yoğunluk oluşturdu.

Sigorta sektörü açısından en önemli belirsizlik ise savaş risk primleri olmaya devam ediyor. Çatışmalar öncesinde gemi değerinin yaklaşık %0,25’i seviyesinde olan savaş risk sigortası primleri, kriz sırasında %3 ila %8 seviyelerine yükseldi. Bu da tek bir petrol tankerinin Hürmüz Boğazı geçişi için sigorta maliyetinin 8 milyon dolara kadar çıkmasına neden oldu. Uzmanlara göre deniz mayınlarının temizlenmesi ve güvenliğin tamamen sağlanması aylar sürebileceğinden, sigorta primlerinin eski seviyelerine dönmesi de en az altı ayı bulabilir.

Uzmanlar ayrıca, boğazın yeniden açılmasının küresel lojistikte yaşanan sorunları hemen ortadan kaldırmayacağını belirtiyor. Kriz nedeniyle Ümit Burnu üzerinden yeniden planlanan rotalar, konteyner dengesizlikleri ve aktarma limanlarında oluşan yoğunlukların çözülmesinin üç ila beş ay, küresel taşımacılık sisteminin kriz öncesi dengesine dönmesinin ise dokuz ila on iki ay sürebileceği tahmin ediliyor. Bu süreçte deniz sigortaları, savaş riskleri ve tedarik zinciri kaynaklı hasarların küresel sigorta sektörünün gündeminde kalmaya devam etmesi bekleniyor [3].


Sigorta Koruma Açığı Küresel Risk Olarak Büyüyor

Moody’s Ratings ve Moody’s Analytics tarafından hazırlanan ortak analiz, sigorta koruma açığının (insurance protection gap) küresel ekonominin karşı karşıya olduğu en önemli sistemik risklerden biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Koruma açığı, doğal afetler gibi sigortalanabilir olaylar sonucunda oluşan toplam ekonomik kayıplarla sigorta tarafından karşılanan kısmı arasındaki farkı ifade ediyor. Rapora göre, özellikle doğal afetlerde sigortasız kalan zararlar birçok ülkede sigortalı kayıpların çok üzerinde seyrediyor. Örneğin ABD’de depremlerden kaynaklanan yıllık ortalama kayıpların yüzde 20’sinden azı sigorta kapsamında karşılanırken, Kaliforniya’da bu oran yüzde 15’in altına düşüyor.

Raporda, koruma açığının yalnızca sigorta penetrasyonunun düşük olmasından kaynaklanmadığı vurgulanıyor. Düşük sigortalılık oranlarının yanı sıra poliçelerdeki teminat istisnaları, muafiyetler, alt limitler ve acil müdahale maliyetleri, tedarik zinciri kesintileri veya vergi gelirlerindeki azalma gibi dolaylı zararların sigorta kapsamına girmemesi de koruma açığını büyüten temel unsurlar arasında gösteriliyor. Bu nedenle sigortalanmayan zararların önemli bölümü kamu, hane halkı, işletmeler ve finansal sistem tarafından karşılanmak zorunda kalıyor.

Moody’s, iklim değişikliğinin etkisiyle koruma açığının önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceğine dikkat çekiyor. Kuruma göre, fiziksel iklim risklerinin küresel ekonomiye 2050 yılına kadar ilave 41,4 trilyon dolar ekonomik yük oluşturması bekleniyor ve bu kayıpların yalnızca sınırlı bir bölümü sigorta sistemi tarafından karşılanabilecek. Rapor, koruma açığının azaltılmasının yalnızca sigorta sektörü açısından değil, ekonomik dayanıklılık, kamu maliyesi ve finansal istikrar açısından da stratejik bir öncelik haline geldiğini vurguluyor [4].


Deniz Taşımacılığında Kayıplar Azalıyor, Jeopolitik Riskler Artıyor

Uluslararası ticaretin yaklaşık %90’ının deniz yoluyla gerçekleştirildiği küresel ekonomide, deniz taşımacılığının güvenliği önemini koruyor. Allianz Commercial tarafından yayımlanan Safety and Shipping Review 2026 raporuna göre, 100 grostonun (GT) üzerindeki gemilerde bildirilen denizcilik olaylarının sayısı 2025 yılında bir önceki yıla göre %16 azalarak 3.353’ten 2.818’e geriledi. En fazla olay Doğu Akdeniz ve Karadeniz bölgesinde yaşanırken, son on yılın en yüksek olay sayısı ise Britanya Adaları çevresinde kaydedildi.

Rapora göre, gemi makinelerinde meydana gelen arıza ve hasarlar 1.505 olayla tüm denizcilik kazalarının yarısından fazlasını oluşturdu. Bunu gemi çarpışmaları ve yangın/patlama olayları izledi. Özellikle makine hasarlarına ilişkin onarım maliyetlerinin pandemi öncesi seviyelere henüz dönememesi ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin tedarik zincirlerini etkilemesi, deniz sigortaları açısından maliyet baskısını artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Son on yılda bildirilen toplam gemi kaybı sayısı ise 905’e ulaşırken, 2021-2025 döneminde yıllık ortalama toplam kayıp sayısının önceki beş yıllık döneme göre %37 azaldığı belirtiliyor.

Buna karşın rapor, sektörün karşı karşıya olduğu risk profilinin değiştiğine dikkat çekiyor. Güvenlik standartları, gemi tasarımları ve risk yönetimindeki gelişmeler toplam kayıpları azaltırken, siyasi gerilimler ve bölgesel çatışmalar deniz taşımacılığı için giderek daha önemli bir risk unsuru haline geliyor. Allianz Commercial, jeopolitik risklerin ve silahlı çatışmaların günümüzde deniz taşımacılığı sektörünü son yılların en yüksek seviyesinde etkilediğini, bu durumun savaş risk sigortaları ve deniz sigortası piyasası açısından yeni belirsizlikler yarattığını vurguluyor [5].


Kaynaklar

[1] Reinsurance News – Venezuela earthquakes could drive economic costs of more than US$10bn: USGS

[2] BBC – Red heat alerts issued in France, Italy and Spain as 40C temperatures forecast

[3] Insurance Journal – Viewpoint: Hormuz Is Reopening, but Global Shipping Won’t Return to Normal for Months

[4] Moody’s – What the protection gap is, and what it isn’t

[5] Allianz – Safety and Shipping Review 2026

Scroll to Top