AXA’nın 2026 Öngörü Raporu, iklim değişikliğinin sigortacılıkta yalnızca mevcut riskleri büyütmekle kalmayıp yeni koruma ve risk paylaşımı modellerini de gündeme taşıyabileceğine işaret ediyor. Raporda ekolojik restorasyondan mobil yaşam biçimlerine, iklim korumalı kentlerden Arktik ticaret rotalarına kadar uzanan senaryolar üzerinden sigortanın gelecekte üstlenebileceği yeni roller ele alınıyor.
AXA tarafından yayımlanan Geleceklerin Atlası: AXA Öngörü Raporu 2026, bugün gözlemlenen değişim sinyallerinden hareketle önümüzdeki yaklaşık 15 yıllık döneme ilişkin beş kurgusal gelecek arketipi oluşturdu. Çalışma; farklı coğrafyalarda iklim baskısı, demografik yapı, altyapı, teknoloji ve yönetişim koşullarının nasıl bir araya gelebileceğini inceleyerek toplumların ve kurumların değişen koşullara hangi yollarla uyum sağlayabileceğine ilişkin alternatif senaryolar ortaya koyuyor.
Sigortacının Rolü Tazminattan Riskin Azaltılmasına Genişleyebilir
Rapordaki Ayokarang Resif Bölgesi senaryosu, biyolojik çeşitliliğin yalnızca korunması gereken doğal bir varlık değil, ekonomik değer üreten ve fiziksel riskleri azaltan bir altyapı olarak değerlendirilebileceği bir geleceği inceliyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli projeksiyonlarına atıf yapılan raporda, küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlanması halinde dahi mercan resiflerinin yüzde 70 ila 90’ının, 2 derecelik ısınmada ise yaklaşık yüzde 99’unun kaybedilebileceği belirtiliyor.
Bu senaryoda sigorta sektörünün rolü de klasik risk transferinin ötesine taşınıyor. Kurgulanan modelde sigorta şirketleri, kıyı bölgelerinde sel ve fırtına riskini azaltan resiflerin korunması ve güçlendirilmesi için doğrudan yatırım yapan aktörler arasında yer alıyor. Böylece sigorta, hasar gerçekleştikten sonra finansal karşılık sağlayan bir mekanizmanın yanı sıra riskin ortaya çıkma ihtimalini azaltmaya yönelik yatırımların finansmanında da konumlanıyor.
Çalışmada bu dönüşümü destekleyen ekonomik sinyallere de yer veriliyor. Yaklaşık 2,2 milyon deniz türünün bulunduğu tahmin edilirken bunların yüzde 90’ının henüz keşfedilmediği veya tanımlanmadığı belirtiliyor. Deniz kaynaklı ilaç pazarının yaklaşık 4,1 milyar dolarlık mevcut büyüklüğünün ise 2033 yılına kadar 9,1 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor.
Değişen Yaşam Biçimleri Yeni Sigorta Modellerini Gündeme Taşıyor
Stüdyo Odgrod senaryosu ise iklim baskısı, kent yaşamındaki dönüşüm ve bozulan tarım arazilerinin yeniden kullanımı üzerinden yeni bir kırsal yaşam modelini ele alıyor. İşsiz kentlilerin arazi restorasyonu karşılığında kırsal bölgelere yerleştiği bu modelde küçük ve çeşitlendirilmiş çiftlikler öne çıkarken, rapor bu yapıya uygun erişilebilir ürünlerin ve iklim sigortalarının yaygınlaşmasını takip edilmesi gereken gelişmeler arasında gösteriyor.
Amadare Ağı ise iklim değişikliği karşısında kalıcı yerleşimi korumak yerine hareketliliği bir adaptasyon biçimine dönüştüren kadın liderliğindeki toplulukları merkeze alıyor. Tasarruf grupları, karşılıklı yardım mekanizmaları, diaspora kaynakları ve uydu verilerinin birlikte kullanıldığı senaryo, geleneksel sigorta modellerinin sabit konut veya tek bir coğrafi bölge varsayımının dışına çıkabileceğine işaret ediyor.
Raporda bu nedenle göçebe yaşam, hareketli konutlar ve diğer geleneksel olmayan yaşam biçimlerine yönelik sigorta ürünlerinin geliştirilmesi gelecekte izlenmesi gereken başlıklardan biri olarak gösteriliyor.
İklim Korumalı Kentlerde Koruma Erişimi Yeni Bir Soruna Dönüşebilir
Raporun Harmoni Limanı olarak adlandırdığı arketip, iklim risklerinin kamu altyapısını giderek daha fazla zorladığı büyük kentlerde özel sektör tarafından işletilen, abonelik temelli ve iklim korumalı yaşam alanlarının ortaya çıkabileceği bir geleceği sorguluyor.
Senaryoda küresel ticaretin kritik noktalarında kurulan bu bölgeler; enerji, ulaşım ve güvenlik gibi hizmetleri yüksek düzeyde optimize edilmiş özel sistemler üzerinden sağlıyor. Ancak bu model aynı zamanda korumaya kimin erişebileceği sorusunu gündeme getiriyor. Varlıklı sakinlerin güvenilir altyapıya erişebildiği, bu sistemlerin dışında kalan grupların ise daha kırılgan koşullarda yaşamaya devam ettiği bir yapı, iklim adaptasyonunun toplumsal eşitsizliklerle nasıl kesişebileceğini gösteriyor.
Arktik’te Açılan Yeni Rotalar Deniz Sigortalarını Nasıl Etkileyecek?
Beşinci senaryo Marsilya 2, iklim değişikliğiyle birlikte Arktik bölgesinin ticaret, enerji, veri altyapısı ve jeopolitik rekabet açısından daha stratejik hale gelebileceği bir geleceği ele alıyor. Rapora göre Rotterdam ile Yokohama arasındaki Arktik güzergâh, Süveyş Kanalı üzerinden kullanılan rotaya kıyasla transit süresini 7 güne kadar, yakıt tüketimini ise yüzde 20’ye kadar azaltma potansiyeli taşıyor.
Ancak yeni ticaret yollarının açılması beraberinde farklı riskleri de getiriyor. Zemin kararsızlığı, çevresel riskler, jeopolitik rekabet ve yeni altyapı yatırımları Arktik’in risk profilini değiştirirken, rapor bölgedeki deniz rotalarına ilişkin sigorta primleri, risk sınıflandırmaları ve güvenlik değerlendirmelerini önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken göstergeler arasında sıralıyor.
Sonuç olarak AXA’nın çalışması, iklim adaptasyonunun yalnızca yeni teknolojiler veya daha dayanıklı fiziksel altyapılar üzerinden şekillenmeyeceğine dikkat çekiyor. Ekolojik sistemlerin korunması, yeni yaşam biçimleri, toplumsal dayanışma ağları, özel altyapılar ve değişen ticaret koridorları birlikte düşünüldüğünde sigorta sektörünün de riskleri değerlendirme ve koruma sağlama biçiminin dönüşmesi bekleniyor. Raporun ortaya koyduğu beş senaryo, geleceğin tek bir model üzerinden değil; coğrafyaya, ekonomik yapıya ve toplumsal koşullara göre farklılaşan risk ve dayanıklılık sistemleri üzerinden şekillenebileceğini gösteriyor.
Kaynak
AXA. (2026). Geleceklerin Atlası: AXA Öngörü Raporu 2026. https://www.axasigorta.com.tr/media/t1/001/787/760/147/AXA-Ongoru-Raporu-2026.pdf


